Somatoform Bozukluklar

Somatoform Bozukluklar

Somatik Semptom ve İlişkili Bozukluklar

Soma eski Yunanca’da “beden” anlamına gelir. Somatoform hastalıklar ise bedensel şikayet ve belirtilerin ön planda olduğu bir grup psikiyatrik hastalığı kapsamaktadır. Bu hastalıkların ortak özelliği yapılan muayene ve tetkiklerle hastanın şikayetlerini açıklayacak bir bedensel hastalık saptanmaması ya da bedensel bir hastalık saptansa dahi bunun hastada mevcut şikayetleri açıklamamasıdır.
Altında organik bir nedenin bulunmaması eskiden somatizasyonla ilgili tanıların konması için bir zemin hazırlıyordu ama artık fiziksel bir hastalığın olup olmaması önemli değildir. Daha önceden sadece tıbben açıklanamayan belirtileri olanlar tanı alırken, şimdi ise herhangi bir kronik hastalığı olan kişilerin de tanı alma oranları yüksektir.

Yapılan araştırmalara baktığımızda, somatik semptom ve ilişkili bozuklukların yaşam boyu yaygınlığı %1’dir. Ancak Türkiye’deki kültürel dinamikleri göz önüne aldığımızda, bu oranın daha fazla olduğu tahmin edilmektedir.

Somatik semptom ve ilişkili bozukluklara en sık duygu-durum ve kaygı bozuklukları eşlik etmektedir. Genellikle ilk örüntünün ergenlik döneminde başladığı görülmektedir. Birinci derece akrabalarda somatizasyon bozukluğu tanısı alma sıklığı ise %20 oranındadır. Kadınlarda daha sık bulunduğu bilinmektedir. Ancak tanı kriterlerini dikkatle değerlendirmek son derece önemlidir.

Nedenleri

Somatoform bozuklukların tek bir nedeni bulunmamaktadır. Genetik, biyolojik, öğrenme ve sosyokültürel etkenlerin rolü, kişilik özellikleri ve psikolojik birçok faktörün etkileşimi sonucunda somatik belirtiler ortaya çıkabilmektedir.

Stres verici yaşam olayları, aile öyküsü, somatik belirtilerin ortaya çıkışında önemli bir risk faktörüdür. Bu görüşe göre, bazı bireyler stres verici yaşam olayları karşısında depresyon ya da anksiyete yaşamamak için fiziksel semptomlar geliştirebilmektedirler.

Bedensel Belirti Bozuklukları (Somatizasyon Bozukluğu)

Kişiye sıkıntı veren ya da günlük yaşamı önemli ölçüde kesintiye uğratan bir ya da daha fazla bedensel belirti ile birlikte görülür. Bu belirtinin bir tane bile olması yeterlidir. Ayrıca ortaya çıkan bedensel belirtiyle ilgili aşırı bir düşünsel, davranışsal ve duygusal meşguliyetin de mutlaka olması gereklidir. Burada değişen belirtiler karşımıza çıkabilir ama altyapı ve davranış düşünce paternleri benzer şekilde devam etmektedir.

Özellikle bedensel şikayetleri olan vakalarda sıklıkla karşılaşılan bir kişilik özelliği olarak karşımıza duygu körlüğü çıkmaktadır. Duygu körlüğü, duyguları ifade etmede güçlüktür. Nedeninde de duyguları tanımada güçlük olduğu görülmektedir. Temel olarak baktığımızda, bu kişilerin gerçekten olumlu olumsuz duyguları tanımadıklarını söyleyebiliriz. Duygu ifade etmek ile ilgili ise daha çok olumsuz duyguları ifade edemedikleri görülmektedir. Kişi, başına gelen travmatik olaylardan öyle bir tutumla bahseder ki; sanki bütün bunları yaşayan o kişi değilmiş gibi algılayabilirsiniz.

Şiddetli stres yaratan olaylardan, sıklıkla da sevilen bir yakının ölümü ya da ciddi düzeydeki bir rahatsızlıktan sonra, geçici olarak da bedensel belirtiler ortaya çıkabilir. Geçici bedensel belirtiler, eğer kişinin içinde bulunduğu toplum tarafından pekiştirilirse kronik hale gelebilir.

İki tip olabilmektedir:

Ağrının baskın olması ile giden (Ağrı Bozukluğu) tip: Bu belirleyici, bedensel belirtilerinde ağrının baskın olduğu kişiler içindir.

Persistan Tip: Ağır belirtiler, işlevsellikte belirgin bir düşme ve uzun sürme ile belirlidir.

HİPOKONDRİAZİS-HASTALIK KAYGISI BOZUKLUĞU

Kişi burada tıbbi kanıtlar olmadığı halde, en ufak bedensel bir duyumu ciddi bir hastalık belirtisi olarak yorumlamaktadır. Kişilerde en ufak ve önemsiz bir belirtinin bile çok şiddetli bir hastalık habercisi olduğuna dair çok belirgin bir inanç vardır ve bu inanç basit ikna çabalarıyla ortadan kaybolmaz.

İki tipi vardır: Bakım arayan ve kaçınan tip: Bakım arayan tip, doktor doktor dolaşır, kaçınan tip ise kötü bir tanı alacak korkusuyla ne aynalara bakar, ne bedenini kontrol eder ne de hastanelere gider. Yani, olağanüstü bir doktordan kaçınma durumu söz konusu olabilir. Genellikle bakım arayan tip ile daha çok karşılaşılmaktadır.

Bu kişiler belli dönemlerde kaçınan davranışlar sergileyebilir. Bazen korkuları o kadar fazladır ki; kötü bir şey duymaktan kaçınıp doktora gitmezler ama sonra dayanamayıp yine giderler.

YAPAY BOZUKLUK

Yapay bozukluk, fiziksel ya da psikolojik belirti ve bulguların amaçlı olarak ortaya çıkarılması veya varmış gibi davranılması olarak tanımlanmaktadır. Hastalık taklidi yapma, patolojik olarak yalan söyleme, (psödologia fantastica; belirtileri abartması, inanarak sahiplenmesi gibi) tekrarlayan sık sağlık kurumu başvuruları yapay bozukluğun önemli tipik özellikleridir.

Burada sürekli bir hastalık rolü, sürekli hasta olma durumu vardır ama buradaki bedensel belirtiler ya doğru değildir ya da kişi sırf ilgi çekmek ve hasta rolünden ayrılmamak için kendine zarar verebilir. Bu kişiler belirtileri ortaya niyetli olarak çıkartırlar. Ya uydurur ya da uydurdukları belli olmasın diye gerçekten vücutlarına zarar verebilirler. Bu kişilerde bir çıkar söz konusudur ama bu çıkar maddi bir çıkar değildir. Psikolojik ya da sosyal ilgi odağı olma fonksiyonu görüyor olabilir.

İki türü vardır: Kendine yöneltilen yapay bozukluk ve başkasına yöneltilen yapay bozukluk.

Kişi bile bile herhangi bir uzvunu yaralayacak şekilde kendine yönelmiş bir yapay bozukluk örüntüsü veya başkasının sağlığına zarar verecek şekilde başkasına yönelmiş bir yapay bozukluk örüntüsü sergileyebilmektedir. Özellikle psikiyatrik bozuklukların onay görmediği ya da damgalanmaktan korkulan kültürlerde, kişiler psikiyatrik hasta olmaktansa, bedensel hasta olmayı tercih etmektedirler. Ayrıca fiziksel belirtiler hastanın ailesi, çatıştığı kişiler ve hekimler tarafından daha ciddiye alınmasına neden olmaktadır.

KONVERSİYON (İŞLEVSEL NÖROLOJİK BELİRTİ BOZUKLUĞU)

Konversiyon Bozukluğu ülkemizde sık görülen ruhsal bir hastalıktır. Konversiyonun kelime anlamı dönüştürmedir. Konversiyon bozukluğu çeşitli ruhsal sıkıntıların (üzüntü, korku, utanç, öfke) bedensel sorunlara (konuşamama, bayılma, felç, güçsüzlük, duyu kaybı vb) dönüşmesi anlamına gelir. Bu kişilerde yapılan bütün incelemelere rağmen belirtilere neden olabilecek bir bedensel hastalık bulunamamaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat fazla görülmektedir. Her yaşta görülebilir ama sıklıkla ergenlik ve gençlik döneminde ortaya çıkmaktadır.

Konversiyon bozukluğu çeşitli ruhsal zorlanmalar karşısında bazı bireylerin tepki verme biçimidir, yani kişinin başa çıkamadığı sorunlar, çevresel olaylar (aile içi tartışma, ailevi sorunlar, şiddete maruz kalma, kendisine yakıştıramadığı bir olaydan dolayı kendisini suçlama veya başkaları tarafından suçlanma, aşırı korku, endişe, pişmanlık ) olduğunda bu duruma verdiği tepki biçimidir. Kişinin olumsuz yoğun duygulardan geçici olarak uzaklaşmasını sağlayan bir korunma düzeneğidir.

Konversiyon bozukluğu olan ve çevresi ile sözel iletişim kuramayarak sıkıntılarını paylaşamayan insanların bu sıkıntılarını bir anlamda bedenleriyle dile getirdikleri düşünülmektedir. Belirtiler her tür ruhsal baskı yaratan olaya bağlı çıkabilir. (yas, ölüm, tartışma, ekonomik güçlük, ailevi sorunlar)

Kişide ciddi bir işlev bozukluğu vardır. Bedensel belirti bozukluklarında elleri uyuşabilir, çok yaygın ağrıları olabilir ama organik işlevini kaybetmez. İşlevsel nörolojik semptom bozukluğunda ise organ işlevini kaybetmektedir.

Konversiyon bozukluğunun 3 alt tipi vardır:

a) Motor Belirtiler Gösteren Tip
b) Duyular İle İlgili Belirtiler Gösteren Tip
c) Nörolojik Tablo ile İlgili Belirtiler Gösteren Tip.

Aile ve yakın çevrenin bu kişilerle sadece konversiyon belirtileri varken ilgilenmesi (yani sadece bayılınca, dili tutulunca vb) sorunun sürmesine yol açar. Bu nedenle ailenin bu kişiye uygun ve destekleyici bir yaklaşımı genel olarak göstermesi konversiyon belirtileri varken özel bir tutum değişikliği göstermemesi yararlı olur. Tedavide ailenin doktorla işbirliği içinde olmasının tedavinin başarısı açısından büyük önemi vardır. Bazı kişilerde ek başka ruhsal rahatsızlıklar da olabilir. Böyle durumlarda bu rahatsızlığın da tedavisi yapılmalıdır. Kronik ve zor olgularda tedavide iki nokta üzerinde durulur. Birincisi hastada zorlanma yaratan sorunların çözümü ve ikinci olarak da sorunlar karşısında konversiyon tepkisi yerine daha olgun tepkiler geliştirmenin sağlanmasıdır.

TEDAVİ

Somatik semptom ve ilişkili bozukluklar tedavi edilebilir bir sağlık sorunudur. Tedaviye erken başlanması ve düzenli aralıklarla takibinin sağlanması tedaviden alınan verimi artıracaktır. Tedavide psikoterapi ve antidepresan ilaçlar depresyon belirtilerinin şiddetine, sıklığına ve süresine bağlı olarak beraber ya da ayrı ayrı kullanılmaktadır.

• Doktorunuz ve psikoloğunuz değerlendirme süresinde sizi daha iyi anlamak ve uygun bir tedavi planı oluşturmak için bazı ek testler isteyebilir.

• İlaçlı tedavilerde doktorunuza ilacın kullanım süresi ve sıklığı, olası yan etkileri, ilacın nasıl bırakılması gerektiği gibi soruları rahatlıkla sorabilirsiniz.

• Psikoterapi, tedavinin önemli bir parçasıdır. Bireye uygun olarak farklı terapi yaklaşımları uygulanabilmektedir. Terapistinize hangi terapi yaklaşımını kullandığını, terapinin sonunda nasıl fayda sağlayabileceğinizi ve bunun gibi aklınıza gelen soruları çekinmeden danışabilirsiniz.

Unutmamak gerekir ki tedavi bir süreçtir ve bu süreçte;

Herşeyi bir anda halletmek göz korkutucu olabilir. Kendinizi birkaç gün içinde veya ruh sağlığı çalışanı ile tek bir görüşmede değil; tedavinin ilerleyen zamanlarında daha iyi hissedebilirsiniz. Güvendiğiniz bir yakınınız ya da arkadaşınızla hissettiklerinizi paylaşmaktan çekinmeyin; onların size destek olmasına izin verin.

Kaynakça

http://www.bilisseldavranisci.org/index.php?option=com_content&view=article&id=48%3Akonversiyon-bozuklugu