Kişilik Bozuklukları

Kişilik Bozuklukları

Son yıllarda sosyokültürel ve aile ilişkilerindeki değişikliklere bağlı olarak kişilik bozukluklarına rastlanma sıklığının arttığını görmekteyiz. Ayrıca kişilik bozuklukları aile içi ilişkilerde, sosyal ve mesleki uyumda önemli sorunları da beraberinde getirmektedir. Bu durum dikkatlerin kişilik bozukluklarına yönelmesine neden olmuştur. Bununla birlikte kişilik bozukluklarında daha önce pek bir şey yapılamayacağı inancı yaygınken, giderek tedavi edilebilir bir durum olduğu görülmeye başlanmıştır.

Kişilik Nedir?

Kişilik, bir insanı başkalarından ayıran, işlevselliğin tüm alanlarında sergilenen, kendine özgü duygu, düşünce, tutum ve davranış örüntülerinin bütünüdür. Ayrıca içinde bulunulan an, biyolojik durum veya sosyal ortam ile açıklanamayan biçimde süreklilik gösteren özellik ve eğilimler barındırmaktadır.

Kişilik Bozukluğu Nedir?

Kişilik bozuklukları; bireyin içinde bulunduğu kültürün beklentilerinden önemli ölçüde sapmalar gösteren, süreklilik arz eden bir iç yaşantılar ve davranışlar örüntüsüdür. Bu sapmalar özellikle düşünce farklılıklarında (kişinin kendisini, başkalarını ve olayları yorumlama biçiminde), duygulanım farklılıklarında (duygusal tepkilerin görülme aralığı, yoğunluğu, değişkenliği ve uygunluğu), insanlar arası ilişkilerde yaşanan sorunlarda ve dürtü kontrolünde yaşanan zorluklarda kendisini göstermektedir.

Kişilik bozukluğu pek çok alanda işlevsellikte azalma yaratır. Kimi zaman ilişkileri sık değiştirir, kimi zaman da sorunlu, şiddet, taciz içeren ilişkileri uzun süre devam ettirir.

Yapılan araştırmalara bakıldığında kişilik bozukluklarının yaygınlığı %10-30 arasında olduğu bildirilmektedir. Kişilik bozuklukları yatarak tedavi gören psikiyatri hastalarının %15 kadarında, ayaktan tedavi olan hastaların %30-50’sinde saptanmaktadır.

Kişilik bozukluğu olan bireylerin genel topluma oranla suça karışma, alkol-madde kullanımı ve intihar oranlarının daha fazla olduğu belirtilmektedir. Ayrıca kişilik bozukluğunun duygu durum bozuklukları, anksiyete bozuklukları, yeme bozuklukları ile birlikte görülmesi sıktır.

Kişilik Bozukluklarının Nedenleri

Kişilik bozukluklarının tek bir nedeni bulunmamaktadır. Genetik, biyolojik, çevresel ve psikolojik birçok faktörün karşılıklı etkileşimleri ve bir araya gelmeleri ile geliştiği düşünülmektedir. Erken çocukluk yıllarındaki anne-baba ile ilişkiler ise bunların başında gelmektedir.

Belirtileri

Farklı kişilik bozukluğu türleri vardır ve herbir kişilik bozukluğunda görülen belirtiler birbirinden farklılaşmaktadır. Ancak burada dikkat etmemiz gereken bazı durumlar yer almaktadır. Özellikle kişilik bozukluklarının başka bir zihinsel bozukluğa bağlı olarak ortaya çıkmaması gerekir. Çünkü kişilik özelliklerinde değişimler nörobilişsel bozukluklarda, bellek bozukluklarında, Alzheimer tipi demansta ilk ortaya çıkan hastalık belirtileri olabilir.

A KÜMESİ B KÜMESİ C KÜMESİ
Paranoid Kişilik Bozukluğu Antisosyal KB Çekingen KB
Şizoid Kişilik Bozukluğu Sınırda (Borderline) KB Bağımlı KB
Şizotipal Kişilik Bozukluğu Histrionik KB Obsesif Kompulsif KB
Narsisistik KB

A Kümesi Kişilik Bozuklukları

Paranoid Kişilik Bozukluğu

Temel özelliği, başkalarının davranışlarını kötü niyetli olarak yorumlayıp, sürekli bir güvensizlik ve kuşkuculuk içinde olmalarıdır. Yaygınlık oranının, genel toplumda %0,5-2,5, yataklı psikiyatri kurumlarında % 10-30 ve ayaktan psikiyatrik tedavi kurumlarında %2-10 arasında olduğu bildirilmiştir.

• Yeterli bir temele dayanmaksızın, başkalarının kendilerini sömürdüğünden, aldattığından ya da zarar verdiğinden kuşkulanırlar.
• Arkadaşlarının ya da çalışma arkadaşlarının kendilerine olan bağlılığı ve güvenirliliği üzerine yersiz kuşkularla uğraşırlar.
• Söylediklerinin kendisine karşı kullanılacağından korktukları için başkalarına açılmak istemezler.
• Kendilerine karşı söylenen söz ve yapılan davranışların gizli anlamları olduğunu düşünürler.
• Haksız yere eş veya sevgililerinin sadakatinden kuşkulanır ve sürekli onların kendilerini aldattığından, başkalarıyla ilgilendiklerinden şüphelenirler.
• Ortada bir neden yokken, başkalarının kimi davranışlarını, kişiliğine ya da saygınlığına bir saldırı olarak algılar ve bunlara birden öfkeyle karşılık verir ya da karşı saldırıya geçerler.

Şizoid Kişilik Bozukluğu

Bu kişilerin temel özellikleri; toplumsal ilişkilerinin zayıf olması ve başkalarının yanında duygularını ifade etmekten kaçınmalarıdır. Genellikle genç yetişkinlik döneminde başlamaktadır.

• Ailenin bir üyesi olmak da dahil, ne yakın ilişkilere girmek ister, ne de yakın ilişkilerden hoşlanırlar.
• Neredeyse her zaman tek başına etkinlikte bulunmayı tercih ederler.
• Başka etkinliklerde bulunsalar bile çok az etkinlikten zevk alır, başkalarının övgü ya da ilişkilerine karşı ilgisiz görünürler.
• Duygusal soğukluk, kopukluk ya da tekdüze bir duygulanım içinde görülürler.

Görülme sıklığı ile ilgili araştırmalar yetersizdir. Çünkü, araştırmalara katılmak istemeyecekleri gibi klinik başvuruları da çok azdır. Ayrıca şizod kişilik ilaçla tedavi yaklaşımlarına en çok direnen kişilik yapılarından biridir. Ancak ilgi duydukları etkinliklere yöneltildiklerinde zamanla sosyal ilişki kurabililirler.

Şizotipal kişilik bozukluğu

Temel özelliği, değişik koşullarda ortaya çıkan bilişsel ya da algısal çarpıklıklar ile alşılmışın dışında davranışlar görülmesidir. Genellikle genç erişkin döneminde başlar. Genel popülasyonda görülme sıklığı %3’tür.

• Toplumsal ve kişilerarası yetersizlik mevcuttur.
• Düşünce ve davranışlarında garip olağandışı özellikler, büyüsel, tuhaf, telepatik inançları olan anlaşılmaz kişilerdir.
• İlişkileri kısıtlıdır. Stres altında geçici psikoz belirtisi gösterirler.
• Bedensel illüzyonları içeren olağandışı algısal yaşantılar içinde olabilir. Örneğin, elinin olduğundan ağır olduğunu hissedebilir.
• Birinci derece akraba dışında pek yakın arkadaşları ya da sırdaşları bulunmamaktadır. Çok yakın toplumsal ilişki kurmak istemezler. Herkesle çok yakın veya uzak olabilmektedir.

B Kümesi Kişilik Bozuklukları

Antisosyal kişilik bozukluğu

Temel özelliği, 15 yaşından beri devam eden bir biçimde, başkalarının haklarını saymama ve başkalarının haklarına tecavüz etme davranışları göstermeleridir. Genel popülasyonda erkeklerde %3, kadınlarda %1 oranında görülür.

• Tutuklanmaları için zemin hazırlayan eylemlerde tekrar tekrar bulunur, yasalara ve toplumsal davranış biçimlerine ayak uyduramaz ve saygı göstermezler.
• Sürekli yalan söyleme, takma isimler kullanma ya da kişisel çıkarı, zevki için başkalarını aldatma gibi tutumlar gösterirler.
• Dürtüsel olurlar ve gelecek için tasarılar yapmazlar.
• Yineleyen kavga, dövüşler ya da saldırılarla belirli olmak üzere, sinirlilik ve saldırganlık gösterirler.
• Kendisinin ya da başkalarının güvenliği konusunda umursamazlık gösterirler.
• Bir işi sürekli götürememe ya da mali yükümlülüklerini tekrar tekrar yerine getirmeme ile belirli olmak üzere, sürekli bir sorumsuzluk gösterirler.
• Başkasına zarar vermiş, kötü davranmış ya da başkasından bir şey çalmış olmasına karşın, ilgisiz olma ya da yaptıklarına kendince mantıklı açıklamalar getirme ile belirli olmak üzere, vicdan azabı çekmezler.

Borderline kişilik bozukluğu

Temel özellikleri, insanlar arası ilişkilerde, kimlik duygusunda ve duygulanımda tutarsızlıklarla birlikte dürtülerini kontrol etmekte zorluk çekmeleridir. Toplumda görülme sıklığı %2-3 iken psikiyatri kliniklerindeki kişilik bozukluğu vakalarının %30-60’ını oluştururlar. Kadınlarda, erkeklerden 3 kat daha fazla görülür.

• Gerçek ya da hayali bir terk edilmekten kaçınmak için abartılı çabalar gösterirler.
• Gözünde aşırı büyütme ve yerin dibine sokma uçları arasında gidip gelen tutarsız kişiler arası ilişkilere sahiptirler.
• Sürekli bir biçimde tutarsız benlik algısı ya da kendilik duyumu vardır.
• Kendine zarar verme olasılığı yüksek, en az iki alanda (örn. para harcama, cinsellik, madde kötüye kullanımı, pervasızca araba kullanmak, tıkınırcasına yemek yemek) dürtüsellik gösterirler.
• Yineleyen intiharla ilgili davranışlar, girişimler, göz korkutmalar ya da kendine zarar verme davranışı gösterirler.
• Duygudurumda belirgin bir tepkiselliğin olmasına bağlı, duygulanımda kararsızlık (afektif instabilite) vardır.
• Kendilerini sürekli olarak boşlukta hissederler.
• Uygunsuz, yoğun öfke duyarlar ya da öfkelerini kontrol altında tutamazlar.
• Stresle ilişkili, gelip geçici paranoid düşünce belirtileri gösterebilirler.

Histriyonik kişilik bozukluğu

Histriyonik kişilik bozukluğunun temel özelliği, bu kişilerin hemen her alanda aşırı duygusallık ve ilgilenilme arayışı içinde olmalarıdır. Genel popülasyonda görülme sıklığı %2-3, psikiyatri kliniklerinde ise: %10-15’tir.

• İlgi odağı olmadıkları durumlarda rahatsız olurlar.
• Başkalarıyla olan etkileşimleri çoğu zaman uygunsuz biçimde cinsel yönden ayartıcı ya da baştan çıkarıcı davranışlarla belirlidir.
• Hızlı değişen ve yüzeysel kalan duygular
sergilerler. Duyguları çok kolay değişir. Gülerken ağlayabilir ya da ağlarken gülmeye başlayabilirler.
• İlgiyi üzerine çekmek için sürekli olarak fiziksel görünümlerini kullanırlar.
• Aşırı düzeyde, başkalarını etkilemeye yönelik ve ayrıntıdan yoksun bir konuşma biçimleri vardır.
• Gösteriş yapar, yapmacık davranır ve duygularını aşırı bir abartma ile gösterirler.
• Telkine yatkındırlar, başkalarından ya da olaylardan kolay etkilenirler.
• İlişkilerinin olduğundan daha yakın olması gerektiğini düşünürler.

Narsisistik kişilik bozukluğu

Temel özelliği, davranış veya fantezide büyüklenmecilik, kendisine hayranlık duyulması ihtiyacı ve başkalarının duygularını anlamaktaki yetersizliktir. Genel popülasyonda görülme sıklığı %2-6’dır.

• Kendilerinin çok önemli olduğu duygusunu taşırlar (örneğin; başarılarını ve yeteneklerini abartır, yeterli bir başarı göstermeksizin üstün biri olarak bilinmeyi beklerler).
• Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik ya da kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorarlar.
• Özel ve eşi bulunmaz biri olduklarına ve ancak başka özel ya da toplumsal durumu üstün kişilerin (ya da kurumların) kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık etmesi gerektiğine inanırlar.
• Çok beğenilmek isterler.
• Hak kazandığı duygusu vardır: Kendisinin, özellikle kayrılacak olduğu bir tedavi biçiminin uygulanacağı beklentileri ya da bu beklentilere göre uyum gösterme.
• Kişiler arası ilişkileri kendi çıkarları için kullanır; kendi amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf yanlarını kullanırlar. Çoğu zaman başkalarını kıskanır ve başkalarının da kendisini kıskandığına inanırlar.
• Küstah, kendini beğenmiş davranış ve tutumlar sergiler.

C Kümesi Kişilik Bozuklukları

Çekingen kişilik bozukluğu

Temel özellikleri, yetersizlik duyguları ve olumsuz değerlendirilmeye aşırı duyarlılık ile sosyal ketlenmedir. Genel popülasyonda %0,5-1 arasında, psikiyatri kliniklerinde %10 oranında görülür.

• Eleştirilecek, beğenilmeyecek ya da dışlanacak olma korkusuyla çok fazla kişiler arası ilişki gerektiren etkinliklerden kaçınırlar.
• Sevildiklerinden emin olmadıkça insanlarla ilişkiye girmek istemezler.
• Mahcup olacakları ya da alay konusu olacakları korkusuyla yakın ilişkilerde tutukluk gösterirler.
• Toplumsal durumlarda eleştirilecekleri ya da dışlanacakları üzerine kafa yorarlar.
• Yetersizlik duyguları yüzünden, yeni kişilerle aynı ortamda bulundukları durumlarda ketlenirler.
• Kendilerini toplumsal yönden beceriksiz ya da başkalarından aşağı görürler.
• Mahcup olabileceklerinden ötürü kişisel girişimlerde bulunmak ya da yeni etkinliklere katılmak istemezler. Nasılsa sonunda mahcup duruma düşecekleri endişeleri yüzünden, insanlarla tanışmak, toplumsal etkinliklere katılmak ve insanlarla birlikte olmak için bir çaba harcamazlar.

Bağımlı kişilik bozukluğu

Temel özelliği; ayrılma, terkedilme korkusuyla aşırı bir şekilde ilgilenilme gereksiniminin olmasıdır. Ruh sağlığı kliniklerinde en sık karşılaşılan kişilik bozukluğudur. Ancak çoğunlukla, bağımlı kişilik bozukluğu nedeniyle değil, başka bazı rahatsızlıklar için başvurabilmektedirler. Başkalarından bol miktarda öğüt ve destek almazlarsa gündelik kararlarını vermekte güçlük çekebilirler.

• Yaşamlarının çoğu alanında sorumluluk almak için başkalarına gereksinim duyarlar.
• Desteğini yitireceği ya da kabul görmeyeceği korkusuyla, başkalarıyla aynı görüşü paylaşmadığını söylemekte zorluk çekerler.
• Doğru yapıp yapmadıklarına ya da yeteneklerine ilişkin korkularından ötürü, tasarıları başlatma ya da kendi başlarına iş yapma zorlukları vardır.
• Başkalarının bakım ve desteğini sağlamak için, hoş olmayan şeyleri yapmayı isteyecek kadar aşırıya giderler.
• Kendilerine bakamayacaklarına ilişkin aşırı korkuları nedeniyle, tek başına kaldıklarında kendilerini rahatsız ya da çaresiz hissederler. Aile üyelerini, anne, babalarını kaybettiğinde tek başına kalamayacağı ve hayatla başa çıkamayacağı konusunda sık sık korkulara kapılırlar.
• Yakın ilişkileri sonlandığında, bakım ve destek kaynağı olarak derhal başka bir ilişki arayışı içine girerler.

Obsesif-kompulsif kişilik bozukluğu

Temel özelliği; düzenlilik, mükemmeliyetçilik, zihinsel ve kişiler arası ilişkilerde kontrollü olmak üzerine aşırı kafa yormaktır. Bu uğraşları dolayısıyla, esnek ve açık olamadıkları için verimlilikleri önemli ölçüde azalır. Genel popülasyonda %1, psikiyatri kliniklerinde %3-10 oranında rastlanır.

• Yapılan etkinliğin asıl amacını unutturacak derecede ayrıntılar, kurallar, listeler yapar, sıralama, organize etme ya da program yapma ile uğraşıp dururlar.
• İşin bitirilmesini zorlaştıran bir mükemmeliyetçilik gösterirler (örneğin; kendisine özgü aşırı katı ölçütler karşılanmadığı için bir tasarıyı tamamlayamazlar).
• Boş zamanlarını değerlendirme etkinliklerinden ve arkadaşlıklarından yoksun kalacak derecede kendilerini işe ya da üretkenliğe adarlar (bu durum ekonomik gereksinimleri ile açıklanamaz).
• Özel bir değeri olmasa bile eskimiş ya da değersiz şeyleri elden çıkaramazlar.
• Başkaları, tam olarak kendisinin yaptığı gibi yapmayı kabul etmedikçe, görev dağılımı yapmak ya da başkalarıyla birlikte çalışmak istemezler
• Para harcama konusunda hem kendilerine hem de başkalarına karşı cimri davranırlar; para, gelecekte ortaya çıkabilecek felaketler için biriktirilmesi gereken bir şey olarak görülür.

Tedavi

Kişilik bozuklukları bireysel ve toplumsal açıdan olumsuz sonuçlar oluşturup, hem bireyin hem de o bireyin içinde olduğu toplumun sıkıntılar yaşamasına yol açabilmektedir. Bu nedenle kişilik bozukluklarının tedavisi hem bireysel hem de toplumsal açıdan çok önemlidir.

Kişiye uygun olan tedavinin sunulmasında en önemli adımlardan biri bu alanda uzman doktor ve psikolog ile işbirliği içinde olmanızdır. Tedavide psikoterapi ve antidepresan ilaçlar duruma bağlı olarak beraber ya da ayrı ayrı kullanılabilmektedir.

Psikoterapi kişilik bozukluğu tedavisinin önemli bir parçasıdır. Tedavide yöntem, uzun süreli bireysel terapi veya grup ve aile terapileri olabilmektedir. Ayrıca doktorunuz ve psikoloğunuz değerlendirme sürecinde sizi daha iyi anlayabilmek ve uygun tedavi planı oluşturmak için bazı ek testler isteyebilir.

Tedaviye erken başlanması ve düzenli aralıklarla takibin sağlanması tedaviden alınan verimi arttıracaktır. Ayrıca hasta yakınlarının da sabırlı, anlayışlı ve destekleyici yaklaşımları yanında düzenli ve uzun süreli terapilerle sonuç alınabileceğini ve sık hekim değiştirmemesi gerektiğini bilmelerinde yarar vardır.

Kaynakça

http://www.klinikgelisim.org.tr/eskisayi/kg_22_4/8.pdf
http://www.turkiyeklinikleri.com/article/tr-sayi-editorunden-73133.html

Konuya İlişkin Makaleler

Transmanyetik Uyarım Tedavisi (TMU) Nedir ?

Transmanyetik Uyarım Tedavisi (TMU) Nedir ?

  Yapılan araştırmalarda duygu, düşünce ve davranışlarımızı yönlendiren beynimizdeki bir takım aktivite değişikliklerin psikiyatrik hastalıklara neden olduğu görüşü öne sürülmüş ve eğer bozulmuş aktivite düzeylerinde değişiklik yaparsak hastalıkların tedavi edilebileceği fikri  17. yüzyıldan beri tartışılmaya başlamış ve araştırmacıların bu fikri TMU tedavisinin keşfedilmesini sağlanmıştır. Aslında Osmanlı tarihine de bakarsak Fatih sultan Mehmet döneminde yaşamış olan tıp bilgini […]

Paylaşın..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestEmail this to someonePrint this page
Devamını Oku
Ağrıların yaşamınızı kabusa çevirmesine İzin Vermeyin!

Ağrıların yaşamınızı kabusa çevirmesine İzin Vermeyin!

Sabah yataktan yorgun mu kalkıyorsunuz? Gün ortasına doğru kolunuzu kaldıracak haliniz kalmıyor mu? Azıcık iş yapmak veya yol yürümekle bile bacaklarınızda ağrılar mı oluyor? Birçok doktora gitmenize rağmen çözüm bulamadınız mı? Bir türlü geçmeyen karın ağrılarınız mı var? Omuz ve sırt bölgenizden kollara ve başa yayılan ağrılarınız mı oluyor? Yataktan baş ağrısı ile mi kalkıyorsunuz? […]

Paylaşın..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestEmail this to someonePrint this page
Devamını Oku
AKUPUNKTUR NEDİR?

AKUPUNKTUR NEDİR?

Akupunktur – iğneli uyarım, vücudun çeşitli noktalarına çok ince uçlu özel iğneler batırılarak yapılan tedavi yöntemidir. Yaklaşık 5000 yıldan beri Çin’de etkin bir tedavi yöntemi olarak kullanılan Akupunktur, günümüzde modern tıbbın da kabul ettiği bir tedavi şeklidir. Paylaşın..

Paylaşın..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestEmail this to someonePrint this page
Devamını Oku