Dissosiyatif Bozukluklar

Dissosiyatif Bozukluklar

Dissosiyasyon, kelime olarak “ayrılma, dağılma, çözülme, kopma” anlamlarına gelir. Dissosiyatif bozukluklar herhangi bir fiziksel hastalık ya da beyin hasarı ile ilişkili olmayıp, bilincin, belleğin, kimliğin, duygulanımın, algının, davranışın ve çevreyi algılama bütünlüğünün bozulmasıdır. Dissosiyatif bozukluklar, ani veya aşamalı, geçici veya kronik olabilir.

Dissosiyatif Bozukluklar, Çoğul Kişilik Bozukluğu, Dissosiyatif Amnezi, Dissosiyatif Füg ve Depersonalizasyon-Derealizasyon Bozukluğu olmak üzere dört ana başlıkta toplanmıştır.

Çoğul Kişilik Bozukluğu

Çoğul kişilik bozukluğunda kişi, birden çok kimlik geliştirir ve geliştirilen her bir kimliğin, ayrı bir adı, sosyoekonomik durumu, kültürel özellikleri ve kendine ait duygu, düşünce veya davranışları olur. Çoğul kişilik bozukluğunda, oluşturulan farklı kimlikler gerçek kimlikten çok farklı özelliklere sahip olurlar. “Ev sahibi “ diye adlandırılan esas kişilik, sessiz, içine kapanık, kurallara uyum gösteren biriyken, diğerleri dışa dönük ve serbest olabilir.

Kişi, bir kimlikten diğer bir kimliğe çok kısa süre içinde geçiş yapabilir ve o an büründüğü kimliğin etkisinde olup, genelde diğer bir karakterin kontrolündeyken yaptığı davranışları hatırlayamaz.

Dissosiyatif Amnezi

Dissosiyatif bozukluklar arasında en sık rastlanılan gruptur ve kişinin yaşamında strese neden olan veya travmatik olan kişisel bilgilerin, herhangi bir beyin bozukluğu olmadan ani bir biçimde hatırlanamamasıdır.

Dissosiyatif amnezi, basit bir unutkanlık gibi açıklanamaz ve genel bilgiler ile ilgili bellek bu durumdan etkilenmez. Ayrıca, kişinin yeni bilgileri öğrenme yetisi devam eder. Bu belirtiler haricinde kişinin işlevselliğinde bir bozulma görülmez.

Dissosiyatif amnezi; sınırlı, yaygın, seçici ve sürekli amnezi olmak üzere dört farklı şekilde kendini gösterebilir. Sınırlı amnezi, birkaç saat veya birkaç günlük olaylarla ilgili, yaygın amnezi, kişinin tüm yaşam deneyimleriyle ilgili, seçici amnezi bazı olaylar ve kişilerle ilgili unutmanın olduğu amnezi türüdür. Sürekli amnezi ise, bir başlangıcı olan ve o andan itibaren yaşanan olayların ardından unutmanın hemen gerçekleştiği amnezi türüdür.

Dissosiyatif Füg

Dissosiyatif bozukluklar arasında oldukça az görülen bir bozukluktur ve kişinin aniden geçmişini ve önemli kimlik bilgilerini unutarak evinden, işinden ayrılmasıdır. Kişi, kimliği ile ilgili yaşadığı bellek kaybının farkında değildir ve yeni bir kimlik geliştirebilir. Bu süreçte, başıboş dolaşma şeklinde uzun süreli seyahatlere çıkma görülür. Dissosiyatif füg genellikle kısa sürelidir.

Depersonalizasyon Derealizasyon Bozukluğu

Depersonalizasyon, kişinin kendini dışarıdan seyrediyormuş ya da rüyadaymış gibi hissederek bedeninden sürekli ve yineleyici ayrılma hissini yaşamasıdır. Derealizasyon ise, kişinin çevresini gerçek dışı bir şekilde algılamasıdır.

Depersonalizasyon ve derealizasyon sıklıkla beraber görülürler ve bazı psikiyatrik bozuklulara da eşlik edebilirler. Her iki bozuklukta da, kişilerin gerçeği değerlendirme yetilerinde bozulma olmaz.

Dissosiyatif bozuklukların Belirtileri nelerdir?

Dissosiyatif bozukluğu olan kişilerde, organik bir nedeni bulunmayan bedensel yakınmalar, kronik ağrılar, baygınlık, öfke nöbetleri, intihar düşünceleri ve gün içerisinde yaşanan herhangi bir olayı hatırlayamamalar görülebilir.

Bunun yanı sıra bu kişiler ilişkilerinde, ani üzülmeler, gülmeler, agresif olma gibi duruma uygunsuz ve orantısız davranım içerisinde olabilirler.

Dissosiyatif bozuklukların nedenleri nelerdir?

Dissosiyatif bozukluğun en önemli nedenlerinden bazıları, çocukluk dönemlerinde yaşanan fiziksel (dövülme, ağır cezaya maruz bırakılma), cinsel ve duygusal (bakım veren kişi tarafından temel ihtiyaçların karşılanmaması, sürekli ihmalkarlık) travmatik yaşantılardır. Yaşanan travmatik olaylar sonrası bir savunma düzeneği olarak geliştirilen dissosiyasyon travmadan kaçmayı sağlayarak, travmanın kişinin yaşamı üzerindeki etkisini de geciktirir.

Hangi sıklıkta ve kimlerde görülür?

Dissosiyatif kişilik bozukluğun en sık görüldüğü yer, psikiyatri acil birimleridir. Yapılan çalışmalara göre, dissosiyatif kişilik bozukluklarının, toplumda görülme sıklığı %10-12 civarındadır. Kadınların çocukluk döneminde daha çok fiziksel, duygusal veya cinsel travmaya maruz kalmaları ve erkeklerin rahatsızlığı söyleme eğiliminde olmayıp tedavi için başvurmamaları nedenleriyle kadınlarda erkeklere oranla daha çok rastlanmaktadır.

Tedavi

Hastalığın seyrine, belirtilerin şiddetine göre uzmanlar tarafından uygun tedavi yöntemi belirlenir ve gerekli duruma göre psikoterapi ya da ilaç tedavisi uygulanır. Fakat dissosiyatif bozuklukların tedavisinin en önemli kısmını psikoterapi oluşturur. Terapide, kişiye durumun nedenleri, nasıl ve hangi durumlarda başladığı konusunda yardımcı olunur. Bunun yanı sıra, kişinin ailesinden de yardım alınarak, iş birliği içerisinde çalışmak tedavi sürecine olumlu katkılar sağlar.