Asperger Bozukluğu

Asperger Bozukluğu

Asperger Bozukluğu, yaygın gelişimsel bozukluk spektrumu kapsamında değerlendirilen bir durumdur. Asperger Bozukluğu’nda dil ve bilişsel gelişimde belirgin bir gerilik olmamasına karşın, çocuk sınırlı ve yineleyici davranışlara sahiptir ve sosyal etkileşimde zorlanmalar yaşar. Genellikle yaşının üzerinde, küçük bir profesör gibi fakat duygudan yoksun konuşmalar yapar; sağlıklı arkadaş ve kardeş ilişkileri kuramaz, grup oyunlarına katılım göstermez. Daha çok yalnız olmayı tercih eder; mecazi söylemleri anlamaz ve koordinasyon problemi yaşadığından dolayı da sakarlık gösterir.

Asperger Bozukluğu’ nda otizmden farklı olarak konuşma becerisinde genellikle gecikme görülmez. Fakat bu çocuklar, zamanında kazanılmış konuşma becerisine sahip olsalar da monotonluk, tekrarlayıcı kelimelerin kullanımının yaygın olması nedenleri ile problemler yaşarlar. Bunun yanı sıra, Asperger Bozukluğu olan çocuklar, konuşurken genellikle jest ve mimikler kullanmazlar, karşı tarafa duygularını aktaramadıkları gibi diğer insanların duygu ve düşüncelerini de anlamakta zorlanırlar.

Asperger Bozukluğu’nda zekâ düzeyi genellikle normal ya da üstü olması sebebi ile sınırlı ilgi alanları ve takıntılı bir şekilde devam eden aktiviteleri özel yetenekleri haline dönüşebilir. Bu nedenle, bu çocukların çoğunda özel ilgi duydukları bir ya da birkaç alan gözlemlenir. Örneğin, Asperger Bozukluğu olup da farklı dillere ilgi duyan bir çocuk, özel bir ders almasa da ilgi duyduğu dili detaylı bir şekilde öğrenebilir ya da tamamen kendine ait bir alfabe ve dil geliştirebilir.

Asperger Bozukluğu’ nda, yanlış ya da geç tanı alınmasının birkaç nedeni vardır. Yanlış tanıda bilinmesi gereken en önemli nokta, otizmle ortak özellikleri olması nedeni ile çocukların Asperger yerine otizm tanısı alabildiğidir. Geç tanı alınmasında bilinmesi gereken en önemli durum ise, Asperger Bozukluğu’nda karşımıza çıkan belirtilerin uzun zaman boyunca yakın çevre tarafından “ asosyal çocuk, tuhaf çocuk” gibi yorumlanmasıdır.

Zeka ile ilgili herhangi bir problem yaşanmaması, çocukların sosyal ilişkilerinde zorlanmalarına neden olabilecek muhakeme ve empati eksikliği gibi belirtilerin ciddiye alınmamasından dolayı da Asperger Bozukluğu tanısı gecikebilir.

Yapılan araştırmalara göre, Asperger’in nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, genetik geçişi üzerinde yoğunlaşılmıştır. Asperger Bozukluğu’na sahip bir çocuğun ailesinde de Asperger görülme olasılığı topluma göre daha fazladır ve tam olarak bir Asperger tablosu olmasa da, ailede içe kapanık, çevresine karşı duyarsız bireyler karşımıza çıkmaktadır.

Asperger Bozukluğu’nun, görülme sıklığı 1000 de 4 olarak saptanmıştır ve erkek çocuklarda kız çocuklarına oranla daha sık rastlanılmaktadır.

TEDAVİ

Asperger Bozukluğu’ nun tedavisinde, ailenin, yakın çevrenin ve okulun konu ile ilgili yetkin kişiler tarafından bilgilendirilmesi gerekmektedir. Tedavideki temel amaç ise çocuğun ve ailenin yaşam kalitesini arttırmaktır.

Asperger Bozukluğu’ na sahip çocuklar, normal gelişim gösteren çocuklarla aynı ortamda eğitim görmeli, kişisel beceri ve eksikliklerine yönelik düzenlenen bireysel eğitim ile desteklenmelidirler. Bunun yanı sıra, mevcut olumlu davranışı pekiştirmek, artı davranışlar kazandırmak için ya da yineleyici davranışların azaltılması, sosyal becerinin arttırılması için yoğun psikoterapi gerekmektedir.

Asperger Bozukluğu için kullanılan bir ilaç yoktur fakat eşlik eden kaygı, depresyon, dikkat eksikliği, davranış sorunları gibi psikiyatrik bozukluklarda doktor kontrolünde ilaç kullanımı gerekebilmektedir.