"Risk Grubu" Olarak Bağımlı Ebeveynlerin Çocukları

Psikiyatri Uzmanı, Danışman Hekim Prof. Dr. Kültegin Ögel, Uzman Klinik Psikolog Burcu Oğuzdoğan

Yaşımız kaç olursa olsun, bizi büyüten insanlardan yoğun bir şekilde etkileniriz. Bu etkiler yalnızca biyolojik ebeveynlerimizden miras kalan genleri değil; onlardan öğrendiğimiz davranışları, alışkanlıkları, değerleri ve iletişim tarzlarını da içermektedir.

Bir veya daha fazla yetişkinin alkol veya uyuşturucu kullandığı evlerde büyüyen çocuklar, ebeveynlerinden aktarılan genetik özellikler ve içinde bulundukları sosyal, çevresel koşullar göz önünde bulundurulduğunda, yetişkinlik dönemlerinde alkol-madde kötüye kullanımı açısından riskli grubu oluşturmaktadır.

Literatürde, alkol bağımlılığın kalıtımsal etkenler ile ilişkisi olduğuna dair ciddi veriler bulunmaktadır. Bulgulara göre, alkol bağımlılarının üçte birinin ebeveynlerinin en az birinin de alkol bağımlısı olduğu gösterilmiştir. Alkol bağımlılarının çocuklarında da alkol bağımlılığı riski 4-5 kat daha fazladır1. Bu veriler ikiz ve evlat edinme çalışmaları ile doğrulanmıştır. Evlat edinme çalışmalarında, öz ailelerinde alkol bağımlılığı öyküsü olan çocukların, evlat edinilen ailede alkol bağımlılığı öyküsü olmasa bile alkol bağımlılığı riski genel popülasyondan daha yüksek bulunmuştur2.

Bir diğer yandan, öz ailelerinde alkolizm öyküsü olmayan çocukların, evlat edinen ailede alkolizm teşhisi olsa bile bağımlılık riski genel popülasyondan daha yüksek bulunmamıştır3. Ayrıca ailenin madde kullanımına karşı olan tutumu bu konuda çocuğun davranışlarını belirlemede önemli bir etkendir. Örneğin alkol veya madde bağımlısı anne-babanın çeşitli ilaçları kullanma alışkanlıkları, çeşitli sorunlarla karşılaştıkları zaman bunları çözmede kullandıkları başa çıkma yolları, çocuğun da sorunlarla karşılaştığında anne-babayı örnek alarak başa çıkmak için alkol veya maddeyi kullanmasına neden olabilmektedir. Dolayısıyla, ebeveynlerin alkol veya madde kullanması, çocukları için önemli bir risk faktörüdür.

Ayrıca bu çocuklarda; okul başarısında azalma, duygusal ve davranışsal problemler yaşama, sosyal hayata uyum sağlamakta ve yakın ilişki kurmakta zorlanma, düşük özgüven, fiziksel, sözlü veya cinsel tacize maruz kalma riski, depresyon ve kaygı geliştirme riski, maddeyi ve alkolü ilk deneyimleme yaşının erken olması, madde ve alkol kullanımına başladığında bağımlı olma ihtimalinin yüksek olması gibi durumlar daha sık görülmektedir.

 KAYNAKÇA

1) Enoch, M. A., White, K. V., Harris, C. R., Rohrbaugh, J. W., & Goldman, D. (2002). The relationship between two intermediate phenotypes for alcoholism: low voltage alpha EEG and low P300 ERP amplitude. Journal of studies on alcohol, 63(5), 509-517.

 2) Cadoret, R. J., Cain, C. A., & Grove, W. M. (1980). Development of alcoholism in adoptees raised apart from alcoholic biologic relatives. Archives of General Psychiatry37(5), 561-563.

3) Cadoret, R. J., Troughton, E., O’Gorman, T. W., & Heywood, E. (1986). An adoption study of genetic and environmental factors in drug abuse. Archives of general psychiatry43(12), 1131-1136.