Bağımlı Aillerde Rollerin Değişimi

Bağımlı Aillerde Rollerin Değişimi

Psikiyatri Uzmanı, Danışman Hekim Prof. Dr. Kültegin Ögel, Uzman Klinik Psikolog Burcu Oğuzdoğan

Sağlıklı ebeveyn-çocuk ilişkisinde ebeveyn, büyümekte olan çocuğunun barınma, beslenme gibi fiziksel ihtiyaçlarını karşılamakta ve sağladığı duygusal destekle bakım veren rolünü üstlenmektedir. Alkol-madde kötüye kullanımını içeren ebeveyn-çocuk ilişkisinde ise, bu roller tersine dönmekte ve çocuk, bakım veren rolünü üstlenmektedir. Çoğu çocuk, bu sorumluluğu üstlendiğinin farkında bile değildir.

Alkol etkisindeki babaya, çok içilen gecenin sonrasında temizlik için yardım etmek veya ev ihtiyaçlarının karşılanması için yarı zamanlı iş bulmak gibi sorumluluklar, bağımlı ailedeki çocuk-ebeveyn ilişkisinin bir parçası olabilmektedir. Ancak bu sorumluluklar, sağlıklı bir ebeveyn-çocuk ilişkisinin sınırlarını aşan ve çocuk için fazla olabilecek duygusal yükümlülükler de içerebilir.

Çocuk için duygusal yükümlülükler şunlar olabilir:
• Alkolün veya maddenin etkisindeyken kendisini yalnız hisseden annesine/babasına eşlik etmek için arkadaşlarıyla yaptığı etkinlikleri iptal etmek,
• Şiddetli depresyonda olan veya intihar düşünceleri olan bir ebeveynini kurtarması gerektiğini düşünmek,
• Alkol/madde etkisi sebebiyle kaygı veya yalnız kalma korkusu yaşayan bir ebeveyn ile aynı yatakta uyumayı kabul etmek,
• Ebeveyni ile duygusal bir bağ yaratabilmek için alkol veya madde kullanmaya başlamak,
• Alkol/madde etkisindeki ebeveyninden, bir konu hakkında kendisinin duyması gerektiğinden çok daha fazlasını dinlemek zorunda kalmak,
• Çocuğun ebeveynin bağımlılığı için sorumluluk alması ve “ben annemi/babamı üzdüğüm için o bunu kullanıyor veya babamla annem benim yüzümden kavga etti o yüzden içiyorlar” vs. gibi işlevsiz düşünceleri benimsemesi.

Ebeveynlerden birinin bağımlı olduğu evlerde bu senaryolarla çok sık karşılaşılmaktadır. Böyle durumlarda çocuktan, hazır olmadığı bir olgunluk düzeyini göstermesi beklenir. Bağımlı anne-babalar genellikle çocuklarının bağımsız olarak gelişmesini sağlayan sınırları ihlal ederler ve çocuklarını, sosyal beceri ya da kişisel kimlik duygusundan yoksun, uzman bir bakım verene çevirirler.

Kendilerinin ve alkol/madde etkisinde olan ebeveynlerinin sorumluluklarını üstlenmek zorunda kalmanın yarattığı duygusal ve zihinsel stres, çocuğun beyin gelişimine zarar verebilir. Buna ek olarak, ebeveynlerinin fiziksel veya zihinsel olarak yeterince var olduğunu hissetmeyen çocukların; yaralanma, suça karışma, yetersiz beslenme ve akranları tarafından dışlanma ihtimali daha yüksektir.

Ebeveynlerinden biri sıklıkla alkol veya madde etkisi altında olan çocuklar, evlerine arkadaş çağırmaktan utanabilirler. Sonuç olarak, ebeveynlerinin bağımlılığının sınırladığı sosyal hayatlarında, akranlarıyla sağlıklı ilişki geliştirmeleri mümkün olmaz. En kötüsü de, birçok çocuk, ebeveyninin bağımlılığının bir şekilde kendi suçu olduğuna inanır. ‘‘Eğer kendisi daha iyi davransaydı, okulda daha yüksek notlar alsaydı, günlük ev işlerine daha çok yardım etseydi veya daha az yaramazlık yapsaydı ebeveynleri bu kadar yorulmayacaktı ve kendilerini alkol veya madde ile tedavi etmeye çalışmayacaklardı.’’

Bağımlı bireylerin çocukları doğru kaynaklara ve destek hizmetlerine eriştikleri takdirde, ebeveynlerinin hayatlarında güçlü bir etkiye sahip olabilirler. Bu destek sistemlerini ve kaynaklarını bağımlı anne-babalarına yardımcı olabilmek için nasıl kullanmaları gerektiğini öğrenmek, çocuğun geleceğini değiştirebilir ve bir ebeveynin tedavi sürecine başlamasına yardımcı olabilir.