Hipnoterapi

Hipnoterapi

Hipnoz

Yüzyıllardır gizem ve mitlerle örtülmüş olan hipnoza birçokları kuşkuyla bakmıştır. Aynı zamanda hipnoz, insan davranışıyla ilgilenen birçok ünlü bilim insanının da ilgisini çekti. Sigmund Freud, Alfred Binet, William James, Wilhelm Wundt, Clark Hull, Ernest R. Hilgard ve psikolojinin birçok önemli bilim insanı hipnoz üzerinde ciddiyetle düşünmüşlerdi. Yine de hipnoz, yalnızca son dönemde hak ettiği ilgiyi görmeye başladı. Tüm dünyada deneysel psikoloji laboratuvarlarında yoğun bir araştırma konusu olmasının yanı sıra, etkisi açıkça görülen bir tedavi bileşenidir.

Hipnoz, bir sağlık uzmanı ya da araştırmacısının, hasta ya da danışanın o esnadaki duyguları, algıları,düşünceleri ya da davranış değişikliklerini yaşamasını telkin ettiği bir işlemdir. Hipnotik durum genellikle bir indüksiyon işlemiyle oluşturulur. Birçok farklı hipnotik indüksiyon olsa da, birçoğunda gevşeme, sakinleşme ve rahatlama telkin edilir. Hoş deneyimlerin hayal edilmesi ya da düşünülmesi talimatları da hipnotik indüksiyonlarda yaygın olarak yer alır.

Hipnozla oluşan rahatlama ve gevşeme ile kişi, kendi düşüncelerine ve terapistin telkinlerine yoğunlaşır.
Yukarıdaki tanımdan da anlaşılacağı üzere, hipnoz Bilişsel Davranışçı Terapi, Psikanaliz gibi bir terapi metodu değildir. Kişinin telkine yatkın olduğu bilinç durumudur.

Hipnoterapi ise, hipnoz altındaki kişiye psikoterapi tekniklerinin uygulanmasıdır.

Hipnoz altındaki beynin bilinç durumu devam etse de kişi kendi düşüncelerine ve hipnoterapistin telkinlerine yoğunlaştığından, klasik terapilerde karşılaşılan direnç, ödevlerin eksik, uygunsuz yerine getirilmesi ya da hiç uygulanmaması gibi durumlar söz konusu olmaz.

Hipnoz altında yapılan terapiler, hipnoterapist tarafından daha kolay, konforlu şekilde uygulanır ve hızlı yanıt alınır. Ayrıca klasik terapi süresince yaşanacak engeller ortadan kaldırılır ve bunlarla baş etme gücü arttırılır. Örneğin; asansöre binme gibi kapalı alan korkusu (klostrofobi) olan hastalara bilişsel davranışçı terapilerde kademe kademe asansörle yüzleştirme (exposure) tekniği uygulanır. Hipnoterapide ise, hipnoz altındayken kişinin asansörün bulunduğu yeri, ortamın şartlarını düşünmesi ve aşamalı olarak asansöre yalnız binmeyi canlandırması (imajinasyon) telkin edilir. Bu telkinlerle kişinin o ortamda vereceği tepkiler hemen öğrenilir, terapi teknikleri uygulanır ve böylece tedavi yanıtının hızlanması sağlanır. Tüm bu süreç, hipnoz gibi kişinin gevşediği, kendisini rahat hissettiği bir ortamda ve hipnoterapist gözetiminde gerçekleşir.

Hipnoz Kullanımının Endikasyonları

Hipnoz hemen hemen bütün psikoterapötik işlemlerin tamamlayıcısı olarak kullanılabilse de, etkinliği çizgileri belirlenmiş özel sorunlar için geçerlidir. Travma Sonrası Stres Bozukluğu, Panik bozukluk, Agorafobi, Klostrofobi, Sosyal fobi, Dissosiyatif Bozukluklar, Cinsel İşlev Bozuklukları, Obezite, Yeme Bozuklukları, Psikojenik Ağrı Bozukluğu, Sınav Kaygısı, Tik, Kekemelik, Enüresis Noktürna (gece işemeleri), Saç ve Kıl Kopartma Hastalığı (Trikotillomani), Sigara Bağımlılığı gibi birçok psikiyatrik hastalıkta hipnoterapi kullanılabilmektedir. Hipnozun, ağrı, sigara içme, tıbbi durumlar (örneğin hipertansiyon ve ülser), dermatolojik durumlar, astım, obezite ve yeme bozukluklarının tedavisinde belli yararlar sağladığı görülmüştür.

Hipnoz Kullanımının Kontrendikasyonları

Hipnoz, bir tedavi biçimi olmaktan çok bir terapi tamamlayıcısı olduğu için, terapistin onsuz ele alamayacağı problemlerin sihirli bir tedavisi olarak ele alınmamalıdır. Geleneksel pratik kural şöyledir: Hipnozsuz tedavi etme niteliğiniz yoksa, bir durum hipnozla tedavi edilemez. Ne de bir terapist, kendi eğitimi, uzmanlığı ya da kapasitesinin ötesine uzanacak bir biçimde bir durumu hipnozla ya da hipnozsuz tedavi etmemelidir. Böylesine bir girişim etik değildir.

Bir hipnoz seansından önce, hipnoz sırasında ve sonrasında klinik tedavi uzmanlarının hastaların hipnoza tepki vereceklerine ilişkin kendi inançları ve beklentilerini güçlendirmeleri hayati öneme sahiptir. Örneğin, trafikte araç kullanırken “ buraya nasıl geldim”, “yol ayrımını kaçırmışım” ya da “eve geldim ama son birkaç dakikayı hatırlamıyorum” denmesi hiç de nadir değildir. Bir kitaba, gazeteye, televizyona yoğunlaşan kişinin seslenenleri duymaması, cevap vermemesi de sıklıkla karşılaşılan durumlardır. Bunlar hayatın içerisinde olan, bir ruhsal sorunla direk bağlantısı olmayan “doğal hipnoz” durumlarıdır.

Hipnoterapist Bildiklerimin Ne Kadarını Öğrenir ya da Bana Neleri Yaptırabilir?

İnsanlar hipnoza farklı tepkiler gösterebilmektedirler. Bazıları, yaşadıkları durumu bilinçlilik durumunun değişmesi olarak tanımlar. Başkaları hipnozu kendilerini çok sakin ve gevşemiş hissettikleri, dikkatin odaklandığı normal bir durum olarak tasvir eder. Nasıl, hangi derecede tepki verdiklerine bakmadan insanların çoğu bu deneyimi çok hoş bir duygu olarak tarif eder. En önemlisi de hipnoz deneyiminde yaşanılanları anımsamaktadır.

Hipnotik telkinlere duyarlılık, kişiden kişiye göre değişir. Bu duyarlılığının değişken olmasındaki faktörlerden bir tanesi hipnoza yatkınlığın yanında hipnozla ilgili değişik kaynaklardan öğrenilmiş olumlu-olumsuz bilgiler ve buna bağlı beklentilerdir. Kitap, dergi, sinema, gazete gibi yazılı ve görsel kaynaklarda genel olarak tasvir edilenlerin aksine hipnoz altında kişi kontrolünü kaybetmez. Genelde kim olduklarını ve nerede bulunduklarını bilirler ve özel olarak telkinle amnezi durumunda olmadıkça genellikle hipnoz anında olan biteni hatırlarlar. Hipnoz altında kişilikten uzaklaşma, vicdani değer yargılarını kaybetme olmaz. Hipnoz altındaki kişiye istemediği, onaylamadığı bir telkin (bir şey söyletme ya da yaptırma) verilirse kişi bu telkinleri reddeder. Eğer reddedilen bu telkinler ısrarla tekrar edilirse kişi hipnozdan çıkar.

Hipnoz, insanların telkin edilen deneyimleri yaşamalarını kolaylaştırır ancak bu deneyimleri yaşamaları için onları zorlamaz.

Örneğin uçağa binme korkusu olan bir kişiye, hipnoz sırasında “tüm uyarılara ve uçaktan atılma riskine rağmen uçakta asla emniyet kemerini takmayacaksın” şeklinde posthipnotik (hipnoz sonrası) telkinde bulunulursa sonuç ne olur? Uçakta emniyet kemeri takmak toplumsal bir kuraldır. Bu şekilde bir telkin verildiğinde kişi bunun toplumsal ve bireysel sonuçları olduğunu unutmaz ve bu telkine karşı çıkar. Israr edilirse bu karşı çıkış belli seviyeye geldikten sonra kişi hipnozdan çıkar.

Hipnoterapistin bu şekilde posthipnotik telkin vermesi etik değer ve yasalarla bağdaşmamaktadır.

Unutulmamalıdır ki hipnoterapistler de birer ruh sağlığı profesyonelidir.

Otohipnoz

Hipnoterapist tarafından kişiye öğretilen otohipnoz; kişinin kendisine yönelik telkinler vererek kendisini hipnoz altına almasıdır. Burada hangi durumda hangi telkinlerin verileceği ve hangi basamakların izleneceği hipnoterapist tarafından öğretilir. Otohipnozda öğretilen telkin, sadece o yakınma için kullanılabilir.

Hipnoterapi Kaç Seans Sürer?

Hipnoterapinin ne kadar süreceği bazı koşullarda değişmektedir.

1- Çözüm aranan ruhsal soruna,
2- Hipnoterapist ile kurulan güven ve uyum ilişkisine,
3- Hipnoterapistin telkin ve tedavi yaklaşımına,
4- Kişilik özelliklerine (kişilik özelliklerine göre hipnotik telkinler daha hızlı ya da daha yavaş alınabilmektedir) göre terapi seans sayıları değişebilmektedir.

Konuya İlişkin Makaleler

Hipnoz Nedir? Ne Değildir?

Hipnoz Nedir? Ne Değildir?

Yüzyıllardır gizem ve mitlerle örtülmüş olan hipnoz, birçokları kuşkuyla bakarken, insan davranışıyla ilgilenen Freud, Binet, James, Wundt, Hull, Hilgard, Erickson, FrommNash, Lynn, Kirsch, Barabasz, Cardena, Patterson,vb. gibi birçok bilim insanının da ilgisini çekmiştir. “Falanca yeri/ sapağı geçmişim, hiç fark etmedim. Ne zaman geçtim, hiç hatırlamıyorum!” “Arabayı kullanırken çok dalgındım yolda olan biteni hatırlamıyordum. Sanki arabayı […]

Paylaşın..Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInShare on Google+Pin on PinterestEmail this to someonePrint this page
Devamını Oku